İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Azkaban Tutsağı’nda Ne Fazla?

Harry Potter serisi fanlarına serinin en iyi filminin hangisi olduğu sorulduğunda, çoğunlukla Alfonso Cuaron tarafından yönetilen 3. Film, yani “Azkaban Tutsağı” yanıtını alıyoruz. Senaryosunu Michael Goldenberg’in yazdığı “Harry Potter ve Zümrüdüanka Yoldaşlığı” haricinde serinin tüm filmlerinin senaryosunun, Steve Kloves tarafından kaleme alındığı düşünüldüğünde, Azkaban Tutsağı’nın daha çok sevilmesinin nedenlerini, yalnızca tek bir filmi yöneten Alfonso Cuaron’un yönetmenlik becerisinde arıyoruz. Bu düşüncemizi destekleyen nedenlerden biri de Cuaron tarafından yönetilmiş, “Gravity”, “Roma” gibi filmlerin de epey akılda kalıcı olup, büyük başarılara ulaşması…

Bu yazıda Azkaban Tutsağı’nın serinin diğer filmlerinden neden farklı olduğunu, hangi özellikleriyle daha etkileyici olduğunu özetlemeye çalışacağız… Ancak bunu yaparken profesyonel olmayan bir bakışla yaklaşacağımızı, bir seyirci olarak hissettiklerimizden bahsedeceğimizi hatırlatalım…

  1. Filmin ilk sahnesinde yalnızca 3 plan kullanılmış… Filmlerde kameranın tasarruflu kullanımının, seyirci açısından daha az yorucu olacağından daha iyi olduğu söylenir. İlk sahneden yola çıkarak tüm film boyunca, mümkün olan en az sayıda açıyla yeterli şeyin anlatılmaya çalışılmış olduğunu görüyoruz…

2. İlk defa Azkaban Tutsağı’nda Hogwarts’ın bulunduğu coğrafyayı, güzelliğe hizmet eden bir unsur olarak uzun uzun seyrederiz… Her fırsatta, örneğin Şahgaga uçmaya başladığında ya da quidditch maçları sırasında mümkün olduğunca stüdyonun dışına çıkılır, manzara görüntüleri izlenir…

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı images.jpeg-1.jpg

3. Sahnedeki nesnelerin her birine, anlatımı güçlendirmek için birer görev düşmüş… Örneğin; Hogwarts’a gidiş sırasında ruh emicilerin trende bulunuşunu anladığımız dakikalarda, trenin penceresinin camı ve camın önündeki cam şişe buzlanır… İzlerken ortamın soğuduğuna bizzat tanıklık ederiz…

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı gE_hRZ.gif

4. Tüm seri boyunca tansiyonun düştüğü dakikalarda komedinin de işin içine girdiğine tanık oluyoruz. Özelliklerde ilk filmlerde komedi dozu epey fazla… Ancak Azkaban Tutsağı’nda, ilk iki filmde sık sık gördüğümüz “karakterlerin aptallığı üzerine kurulu komedi”den uzaklaşıyoruz… Harry’nin teyzesinin evinden ayrıldığı sahnede bindiği otobüsün çalışanlarının, lakayt ve umursamaz tavırları, alaycı bir kafatası, Harry’nin kaldığı otelin aykırı sakinleri… Her biri ile Büyücülük Evreni’nin, kendine ait özelliklerindeki absürdlükten yola çıkılarak bir komedi anlayışı oluşturuluyor…

5. Oyunculuk yönetiminin önceki filmlere kıyaslandığında değiştiğini görüyoruz… Bunda oyuncuların yaşının artık büyüdüğünün, o sebeple oyunculuklarının da daha olgun bir hale dönüştüğünün de etkisi olabilir… Ancak özellikle Rupert Grint’in, performansının oldukça değiştiğini, ikinci filmdeki abartılı mimiklerinden bu filmde kurtulduğunu, ayrıca ikinci filmin büyük kısmındaki, aksiyon ağırlıklı sahnelere eşlik eden “çığlıkların” bu filmde olmadığını görüyoruz…

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı images.jpeg-2.jpg

6. Azkaban Tutsağı’nda, yönetmen Cuaron’un görüntü yönetmenliği geçmişi de açıkça hissediliyor. Her ne kadar filmin görüntü yönetmenliğini Michael Seresin üstlenmiş olsa da, Cuaron ile birlikte serinin diğer filmlerinden oldukça farklı bir atmosfer yaratmayı başarıyorlar. Filmin görüntü yönetiminin en dikkat çekici özelliği ise, gün ışığının daha çok görülmüş olması… Bunun yanında film boyunca filmin atmosferine uygun olarak, daha karanlık, mavi, gri görüntüler hakim…

7. En çok etkilendiğimiz özellikten ise son maddede bahsedeceğiz… Ancak bu özellik filmin senaryosunda yer aldığı için, Alfonso Cuaron’un varlığının bunda ne kadar etkili olduğunu kestiremiyoruz… Seri boyunca ana karakter Harry Potter’ın en büyük motivasyonlarından biri, ailesinin düşmanı Lord Voldemort tarafından öldürülmüş olması… Harry’nin yalnızlığından sık sık söz ediliyor, hatta birlikte yaşadığı teyzesinin ailesinin merhametten yoksun davranışları ile Harry’nin yalnızlığının altı çiziliyor. Ancak ne bahsedilen acının sözle sürekli hatırlatılması, ne de fazlasıyla iki boyutlu, inandırıcılıktan uzak, tuhaf akrabaların davranışları bizim Harry ile duygusal olarak bağ kurmamıza yetmiyor. Ancak Azkaban Tutsağı’nda bahsedilen acı somutlaştırılıyor… Harry’nin izin kağıdını imzalayacak kimse olmadığı için arkadaşları ile okul gezisine katılamadığında, onun arkada yalnız kalışına tanık olduğumuzda gerçekten Harry ile empati kuruyor, duygusal olarak bağlanabiliyoruz.

İlk yorum yapan siz olun

    Bir Cevap Yazın