İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Dört Çaresiz Kadının Arayışı

French Kiss (1995)

Kate, nişanlısının Paris’te gerçek aşkı bulduğunu söylediği bir telefon alır. Kendisini terk eden Charlie’ye aşklarını hatırlatmak için uçak fobisine rağmen Fransa’ya gitmeye karar verir. Uçakta kaba saba bulacağı Luc ile tanışır.

90’ların romantik komedileriyle tanınan Meg Ryan’ın baş rolde yer aldığı film izleyici yormadan vadettiğini veriyor.

Filmin ilk sekansında Kate’in nişanlısını kaybetmesiyle özdeşleştirdiği Paris şehrinin güzelliklerini bir türlü görememesi, karakterin yaşadığı dönüşümle o güzelliklerin istemeden önüne çıkması filmin güzel detaylarından biri.

Kevin Kline ve Meg Ryan French Kiss filminde

Committed (2000)

“French Kiss (1995)” ile benzer bir çıkış noktası olan “Committed (2000)” ise baş karakterin takıntıları ve inançları üzerinden gidiyor. Evlilik bağının kutsallığına inanan iyimser Joline kocasının tarafından terk edilir. Carl, kendisini bulmak için Texas’a gittiğini söyler. Joline kocasını bulup onu uzaktan izlemeye başlar. Gözetleme sırasında Carl’ın Carmen isimli sevgilisiyle ve komşusu Niko ile tanışır. Carl’ı geri alabilmek için çeşitli yollara başvurur. Bu yollar arasında Carmen’in dedesinin öğrettiği bazı mistik yöntemler de vardır.

Heather Graham ve Goran Visnjic Committed filminde

La Pazza Gioia (Deli Dolu, 2016)

Sinemada çaresiz kaldığında mistik yöntemlere başvuran karakterlerden başka iki tanesi 2016 yılına ait Avrupa filmi Like Crazy’de karşımıza çıkıyor.

Bir psikiyatri kliniğinde yaşayan Beatrice, kliniğin yeni konuğu sabıkalı ve intihara meyilli Donatella ile yakınlık kurmaya başlar. Çok farklı geçmişleri olan bu iki kişi, bir gün klinikten kaçmaya karar verir. Özgürlüğe kavuştuklarında hayatlarını değiştirmek isterler. İki kaçağın en derin yaralarının kaynağını öğrendiğimiz sahne, içerisinde yüzlerce mum, kutsal küre, çeşitli boncukların olduğu bir odada geçiyor. Donatella, kendisinden koparılan oğlunun onu sevip sevmediğini öğrenmek istiyor. Beatrice’in duygularını inciten şeyin ise bir aşk hikayesi olduğunu öğreniyoruz.

İtalyan-Fransız ortak yapımı olan filmde seyircinin gözünün yaşına bakmayan oyuncu performansı, horlanma ve trajedi var. Çocuğundan ayrı kalmış çaresiz bir kadını canlandıran Valeria Bruni Tedeschi’nin perfromansı övgüyü hak eden şeylerin başında.

 

Valeria Bruni Tedeschi ve Michaela Ramazzotti Like Crazy filminde

Un Beau Soleil Intérieu (İçimdeki Güneş, 2017)

Oscar, Altın Küre, BAFTA gibi sayısız ödül sahibi Juliette Binoche Isabelle rolünde.

Isabelle Parisli bir ressam, boşanmış bir anne ve gerçek aşkın peşinde. Isabelle, aşkı bulmanın bir aciliyet mi yoksa hayattan zevk almasını engelleyen anlamsız bir hareket mi olduğuna karar veremiyor. Bu aşamadaki sevgilileri onun acısını büyütüyor.

Filmin afişi belirsizliklerden kurtulmuş, ferahlamış, aşkı bulmuş biriyle karşılaşacağımızı düşündürse de “Üç Renk: Mavi” ile tanıdığımız Juliette Binoche elbette ki bize o konforu vermiyor ve özellikle filmin son dakikalarında şiirsel bir oyunculuk sunuyor.

90 dakikalık filmin yaklaşık son on beş dakikası falcı rolündeki Gerard Depardieu ile Isabelle’nin diyaloğu ile sonlanıyor. Isabelle, falcının teskini ile olumsuz duygulardan arınmaya, kabullenmeye, umuda kavuşuyor.

Juliette Binoche, Let the Sunshine In Filminde

Son 23 yılda çekilen bu dört filmde çaresiz kadın karakterlerin arayışına, batıl inançlardan, gerçekle yüzleşmeye; romantik komediden, dramaya; zayıflıktan, incinmişlikten sahip oldukları gücün farkına varmaya; ve elbette çok başarılı oyuncu performanslarına seyirci olabiliyoruz. İyi seyirler…

İlk yorum yapan siz olun

    Bir Cevap Yazın