İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Canudo’ya Hakkını Teslim Eden Mühendis

Bir film, yönetmenin eseri midir, senaristin mi? Bir tarafa daha büyük pay biçmek mümkün olsa da ortaya çıkan ürüne yüzlerce farklı emek dokunmuştur. Her bir farklı yorumun, bakışın ürüne etki ettiğini düşündüğümüzde bir mühendisin sinema tarihindeki en önemli yönetmenlerden biri olduğu gerçeğini kabul etmek zor olmuyor. Alfred Hitchcock’un kendine özgü bakış açısının oluşmasında önceki mesleğinin ne kadar rol oynadığını bilemeyiz. Bildiğimiz onun sahip olduğu bu biriciklik, birçok sanatçının arzuladığı bir yetenek.

Sinemayı yedinci sanat olarak niteleyen Ricciotto Canudo ve başka birçok teorisyenin tarif ettikleri gibi sinema diğer sanat dallarından sıkça yardım alır. Diğer yandan ticari bir faaliyeti sadece adına bakarak sanat olarak tanımlamak biz seyirci için düşmek zorunda kaldığımız bir hata olduğundan böyle zorlayıcı bir tartışmaya girmeyip sadece yazının devamında bir kıyas içerisinde bahsetmeyi düşünüyorum.

                      “78 Shots 52 Cuts, That Changed Cinema Forever”

2017 yapımı “78/52: Hitchcock’s Shower Scene” belgeseli sinemaseverler için çok büyük bir armağan olmuş. “Psycho (Sapık)” filminin ikonik duş sahnesinin çekimlerinin anlatıldığı ve çok sayıda sinema insanının üzerine konuştuğu bu belgeselle yönetmenin, filmlerinin kıymetini yeterince kavrayamamış olduğumu fark ettim. Ayrıca yukarıda bahsettiğim sanat, sinema, Hitchcock konularında bir kez daha düşünme fırsatı oldu.

 

Görsel sanatların ve performans sanatlarının kombini olan sinema, bazen yalnızca dikkatli gözler, kulaklar için bu özelliğini kullanıyor. Bu duruma bir örnek aynı zamanda bir yazım tekniği olan foreshadowing (sonradan karşılaşacağımız durumların ipuçlarıyla öncesinde ima edilmesi): Filmde bir an için radyoda duyduğumuz şarkının, gözümüze çarpan bir tablonun ileride seyredeceklerimiz için ipucu olması gibi. Bazen de bu ipucu sembollerle, küçük ifadelerle veriliyor.

Foreshadowing tekniğine “Psycho” filminde birden çok sahnede rastlıyoruz. Marion’un yağmurlu havada araba kullandığı sahnede su, sileceklerin hareketleri meşhur duş sahnesi için ipucudur. Duş sahnesi daha sonra çok sayıda dizi, film, hatta çizgi filmde dahi (Buggs Bunny) yer bulur. Bir diğer ipucu Marion ile Norman Bates’in sohbetinde Norman’ın söylediklerinde saklı. Ancak bu yazının çıkış noktası aynı sahnedeki diğer ipucu oldu.

Hitchcock, filmle ilgili bir televizyon programı için yaptığı anlatımda salondaki sohbet sahnesini anlatıyor: “Burada baş başa yemek yediler. Ve.. bu arada bu tablonun çok büyük önemi var. Çünkü… Bir numaralı odaya gidelim.” Tablonun önemini anlatmak üzereyken susup başka bir konuya geçiyor.

                              Duvardaki Tablo

“Susanne ve Yaşlılar” Yahudilik inancıyla ilgili olan Daniel Kitabı isimli metinde geçen bir hikayedir: Yargıç heyetinden iki yaşlı adam evinin bahçesinde banyo yapmakta olan Susanne’yi gizlice gözetler. Daha sonra işi ileri götürürler, isteklerini yerine getirmezse Susanne’ye iftira atıp onu yargılayacaklarını söylerler. Susanne ise onları reddeder ve tanrıya yakarır.

Bu hikayeyi tasvir eden onlarca farklı tablo yapılmıştır. Norman Bates, filmde duvarda bulunan “Susanne ve Yaşlılar” tablosunu indirir. Duvarda, tablonun asılı olduğu yerde bir delik görürüz. Karakterin bir kadını gizlice gözetlemekle ilgili olan tabloyu yerinden kaldırıp oteldeki konuğu izlemesi Hitchcock’un sayısız dokunuşundan biridir. (“78/52” belgeselinde bu sahnenin sunuluş biçimindeki başka ilginç noktalar da anlatılıyor, yeniden tavsiye edeyim).

Hitchcock filmlerinin sahne sahne inceliklerle dolu olması bizi yaptığı işin sadece ticari bir faaliyet olmaktan çok öte olduğu sonucuna götürüyor. Tüketici olarak bu konuda uzmanlarının sınırlarına girmemek için sinema, sanat konusuna nokta koyuyorum.

Son olarak onlarca benzerinden ayrılan bir tablodan söz etmek gerek. “Susanne ve Yaşlılar” temalı tablolar teknik bakımdan birbirinden üstün veya aşağıda olabilir, son birkaç yüzyılda yapılan bu tablolarda kimisinde psikolojik unsurlara daha fazla yer verilmiş, kimi yaşlılar üzerinde durmuş kimi ressam ise Susanne’nin.

Roma doğumlu Artemisia Gentileschi, kadınların sanat okuluna kabul edilmemesi nedeniyle ilk eğitimini babasından almış. Daha sonra babası, kızının perspektif eğitimi alması için Tassi ile anlaşmış. Ne yazık ki Artemisia, Tassi’nin tecavüzüne uğramış. Mahkeme bu olay üzerine Tassi’ye küçük bir ceza vermiş.

Artemisia, yaşadığı acıların etkisiyle dönemiyle kıyasla oldukça farklı eserler meydana getirmiş. Özellikle kadınları zayıf, işveli değil güçlü olarak resmetmiş, mitolojideki kötü erkek karakterleri öldüren kadın tabloları yapmıştır. “Susanne ve Yaşlılar” konusunu işleyen çok sayıda örneğinden farklı olarak Artemisia, resmi bir silah olarak kullanmıştır: Onun tablosunda Susanne yaşlılardan tiksiniyor ve onlara direniyordur. Genel kanıya göre yaşlılar ise babası Orazio ve cezasız kalan  Tassi’dir.

 

 

 

İlk yorum yapan siz olun

    Bir Cevap Yazın