İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Darren Aronofsky Sineması

Kariyerinin başından beri yaptığı işlerle izleyicileri ikiye bölen Harward’lı yönetmen Darren Aronofsky, ağır eleştirenlerin dahi ustalığını kabul ettiği bir isim. 50 yaşındaki yönetmen, bugüne kadar yedi sinema filmi yönetti, bunların beşinin senaryosunu yazdı, birçok başka işin de yapımcılığını üstlendi.

Filmografi

Pi (1998): Doğayı sayılarla kavrayabileceğini düşünen paranoyak matematikçi Max, evrenin sırrını çözebileceğini fark eder.

60.000 dolar gibi düşük bir bütçeyle çekilen Aronofsky’nin bu ilk filmi, ona Sundance ödülü ve büyük bir hasılat kazandırdı.

Bir Rüya İçin Ağıt (Requiem for a Dream-2000): Uyuşturucu bağımlısı Harry ve kız arkadaşı Marion ile televizyon bağımlısı olan Harry’nin annesi Sara’nın bağımlılıklarının onları nasıl tükettiğinin anlatıldığı bir trajedi.

Anne rolündeki Ellen Bursty’nin muazzam performansı dışında Jared Leto ve Jennifer Connelly filmde rol aldı. Film kimi eleştirilerde rahatsız edici, fazla ahlakçı olarak değerlendirildi. Bu film, Aronofsky’nin “Anne!” İle birlikte en çok tartışılan filmidir.

Kaynak (The Fountain – 2006): Aşkın ve ölümsüzlüğün peşindeki üç farklı zamanlı hikayeyi birleştiren bilim kurgu türündeki film.

Güreşçi (The Wrestler – 2008): Bir dönemin güreş yıldızı Randy artık markette çalışan unutulmuş biridir. Zaman zaman yerel müsabakalara katılan Randy eski bir rakibi ile karşılaşmaya karar verir. Ancak müsabaka esnasında kalp krizi geçirir.

Siyah Kuğu (Black Swan – 2010): Kuğu Gölü Balesi’nde siyah ve beyaz kuğu rollerini almak için mücadeleye giren Nina, içindeki karanlığı keşfetmeye başlar.

Nuh: Büyük Tufan (Noah – 2014): Selle gelecek kıyametten önce Nuh, tanrı tarafından görevlendirilir.

Anne! (Mother! – 2017): Issız evlerinde yazmaya odaklanmaya çalışan şair ve karısının hayatı, davetsiz bir misafirle alt üst olur.

Anne!, Venedik Film Festivali’nde ilk defa seyirciyle buluştuğunda hem yoğun alkışla hem de yuhalamalarla karşılaştı.

Aronofsky’nin anlaştığı ancak farklı sebeplerle reji koltuğuna oturmadığı önemli yapımlar da var. Nolan’ın Batman üçlemesi ilk olarak ona teklif edilmiş ancak gerçekleşmemişti. Christinan Bale’nin Akademi Ödülü kazandığı The Fighter da diğer bir örnek.

Hikaye Anlatımı, Çekim Teknikleri, Referanslar

Darren Aronofsky filmleri, mitolojiden, dinden, resimden, psikoloji biliminden beslenir. Karanlık, hatta zaman zaman rahatsız edici olayları, karakterleri anlatır. Kahramanın bir takıntısı olur. Merkezde veya arka planda bir çatışma unsuru olarak anne veya baba kavramı yer alır. Yer Yer semboller ve alegorik anlatım görürüz.

Anne!, şairin üretim süreci, itaat etmeyenlerin çıkardığı kaos, anne kavramı, Adem-Havva/Habil-Kabil gibi referanslarıyla ana hikayenin arkasında zengin başka hikayeleri de işleyen bir film. Yangından geriye kalan tek şey olan mücevher de hikayeyi güçlü yapan bir sembol. Aronofksy bu filmle ilgili “Eski Ahit’te tanrının nasıl resmedildiğine baktım” açıklamasını yaptı.

Nuh filminde ise dinsel altyapı çok daha belirgin. Nuh Tufanı birçok kutsal kitapta geçiyor. Aronofsky, Tevrat’ta anlatılana çok benzer bir hikayeyi sinemaya taşımış. Burada filmden bağımsız olarak şunu eklemek istiyorum: Hristiyan din adamları Tevrat’ta geçen iki farklı Nuh olduğu konusunda birleşmişler. Ancak Aronofsky, diğer filmlerine benzer şekilde anti-kahraman hikayesi anlatmayı, bu iki karakteri aynı kabul edip kendi sinemasına sadık kalmayı seçmiş.

Kaynak’ta Mayalıların yaratılış efsaneleri ve Hayat Ağacı gibi ögelere yer verilmiş. İlk filmi Pi’de ise Kabala metinlerine atıflar mevcut.

Ebeveynle olan çatışma hemen her filmde işlense de bunun en belirgin örneği Siyah Kuğu’da göze çarpıyor. Nina’nın (Natalie Portman) annesiyle ilişkisi ya da rol için seçmelere gittiğinde yönetmenle olan sahnesi pisikanalitik yaklaşımla yorumlanabilir.

Aronofsky’nin plan seçimi son derece özenli. Çoğunlukla karakterin iç dünyasının yansıtıldığı sahnelerde kullanılan yakın planlara (omuz ve yüz planları) ve detay planlara çok sık yer veriliyor.

Özellikle ilk filmlerde sık kullandığı hızlı kesmeler onunla özdeşleşen teknikler arasına girdi. Bu tekniğin bir alt türü olan hip-hop montaj ismini ise bizzat kendisi verdi. Buna göre çok sayıda görüntü, kısa sürede atlamalar ve ses efektleriyle birleştirilerek sunuluyor. Yönetmenin ikinci filmi “Requiem for a Dream”de hip-hop montajın çok sayıda örneği verilmişti.

Darren Aronofsky’nin mahir olduğu alanlardan biri de oyuncu yönetimi. Black Swan’da Natalie Portman; Wrestler’de Michael Rourke ve Marissa Tomei; Requiem for a Dream’de Ellen Burstyn çok önemli ödül ve övgüler kazanmış bazı isimler.

Her bir filminin sayfalarca analizi yapılabilen Darren Aranofsky sinemasına ben kabaca bir bakışla bunları söyleyebildim. 

İyi seyirler…

İlk yorum yapan siz olun

    Bir Cevap Yazın