İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Fatih Akın Filmlerini İzlemeyenler İçin Son 2 Ay Mı?

75. Altın Küre Ödül Töreni 7 Ocak 2018’te Beverly Hilton-Kalifornia’da gerçekleştirildi. Drama dalında En İyi Film Ödülü’nü Three Billboards Outside Ebbing, Missouri, komedi veya müzikal dalında En İyi Film Ödülü’nü Lady Bird kazandı. Yabancı Dilde En İyi Film Ödülü’nü ise Almanya adına yarışan Fatih Akın, Aus dem Nicht (Paramparça) filmiyle kazanarak iki coğrafyayı birden mutlu etti.

Akın’ın kazandığı ödülün heyecanı tazeyken şimdi gözler 90. Akademi Ödülleri’nde Yabancı Dilde En İyi Film Ödülü’ne dikilmiş durumda.

“The Oscars” için 2 ay olduğundan Fatih Akın’ın filmografisini henüz keşfetmeyenlere yeterli zaman olduğunu söyleyebiliriz.

Paramparça (Aus dem Nichts, 2017)

Katja, bir terörist saldırısında oğlunu ve kocasını kaybeder. Mahkemeden adalet bekleyen Katja, kocasının sicili ve ırkından dolayı karşılaştığı ön yargılar yüzünden aradığını bulamaz. Artık intikam ve adaleti kendi sağlamak istemektedir.

Fatih Akın’ın filmle ilgili yaptığı açıklamanın bir bölümü;

“…Asıl skandal, 10 sene boyunca Alman polisinin ve basınının Türkleri ve Kürtleri zan altında bırakması, bunları mafyanın işlediği cinayetler olarak görmesiydi. Bu beni çok sinirlendirdi ve bu senaryoyu yazmaya yöneltti…”

75. Altın Küre Ödül Töreni’nde Yabancı Dilde En İyi Film Ödülü’nü kazanan film, mart başında açıklanacak olan Akademi Ödülleri’nde de aynı dalda aday durumunda. Bu 2 aylık dönem Fatih Akın filmlerini seyretmek için sinemaseverlere büyük fırsat ve motivasyon olacaktır. Bu filmler hakkında bilgilendirici kısa açıklamaları yazının devamında bulabilirsiniz.

Diane Kruger “In the Fade” (Paramparça) filminde

Akın’ın İlk Yönetmenlik Dönemi

Hamburg Güzel Sanatlar Akademisi’ndeki eğitim yıllarında ilk yönetmenlik denemesi kısa filmi olan Sensin (Du bist es!, 1995) ile oldu. İkinci kısa filmi Getürkt çok sayıda ödül kazandı. İlk uzun metrajlı filmi ise 1998 yılında çektiği Kısa ve Acısız oldu. Kısa ve Acısız’da farklı milletlerden üç arkadaşın zamanla hayata bakışlarının farklılaşmasını anlattı.

2000 yılında Temmuz’da (Im Juli) filmini çekti. Melek isminde bir Türk kızına aşık olan Daniel’in Hamburg’tan İstanbul’a uzanan yolculuğunu izlediğimiz film, Akın’ın son yol filmi olmadı.

İtalya’dan Almanya’ya gidip oraya yerleşen, burada bir pizza dükkanı açan ailenin yaşadıklarını anlatan Solino, göçmen ailelerin yaşadıklarını anlatması yanında memleket hasreti, aile ilişkileri üzerine de düşündürüyor.

Duvara Karşı (Gegen die Wand, 2004)

İntihara teşebbüs eden iki karakter Cahit ve Sibel… Her ikisi de bundan sonra farklı bir hayat yaşamaya karar verirler. Sibel, ailesinin baskılarından kurtulabilmek için Cahit’ten onunla evlenmesini ister. Bu noktadan sonra başlayan aş, kıskançlık, suç ve yolculuk silsilesi yine Almanya’dan İstanbul’a uzanan bir hikayeyi sunuyor.

Duvara Karşı, Fatih Akın’ın ismini dünya çapında duyurduğu, Berlin Film Festivali’nde alınan Altın Ayı Ödülü ile birlikte çok sayıda ödül ve adaylıkla kazandığı çok önemli bir yapım oldu.

Sibel Kekilli ve Birol Ünel Duvara Karşı filminde

Fatih Akın’ın bir sonraki yönetmenliği İstanbul Hatırası: Köprüyü Geçmek isimli, coğrafyanın zengin müzik kültürünün anlatıldığı belgeseldi.

Yaşamın Kıyısında (Auf der anderen Seite, 2007)

Fatih Akın’ın Cannes Film Festivali’nde En İyi Senaryo ödülünü kazandığı film, Almanya-Türkiye hattında geçen filmlerden bir diğeri. Anne-kız, baba-oğul ilişkileri vurgulanıyor. Üç bölümden oluşan filmde Nurgül Yeşilçay, Tuncel Kurtiz gibi isimler yer alıyor.

Birbirinden değerli 12 yönetmenin ayrı bölümlerini çektiği aşk hikayelerinden oluşan New York, I Love You (2008) isimli yapımda yer alan Akın, bu işle birlikte başarısını bir kez daha tescillemiş oldu.

Sunduğu özensiz ve ucuz yemeklerle işleri sarpa saran ve sevgilisini kaybeden Zinos’un çok yetenekli bir şefi işe almasını konu edinen Akın’ın yazıp yönettiği Aşka Ruhunu Kat (Soul Kitchen) 2009 yılında vizyona girdi.

Akın’ın yönettiği ikinci belgesel Cennetteki Çöplük oldu. Karadeniz’deki yeni yapılaşmanın bölge halkı üzerindeki olumsuz etkilerini anlattığı belgeselin çekimleri beş yıl sürdü.

Birinci Dünya Savaşı sırasındaki Ermeni Tehciri sırasında ailesinden kopan bir gencin yaşadığı zorluklar ve yıllara rağmen çocuklarını aramaktan vazgeçmemesinin anlatıldığı Kesik filmi 2014 yılında vizyona girdi.

Elveda Berlin (Tschick, 2016) 

Zengin ancak sorunlu bir ailenin kendi halindeki çocukları Maik, yaz tatilinde yalnız başına kalır. Kimsenin yaklaşmadığı göçmen çocuk Tschick, çalıntı bir arabayla Maik’in kapısında belirir. Ergenliklerinin başlangıcında fiziksel ve zihinsel değişim geçirmekte olan iki çocuk, çalıntı arabayla yollara düşer.  Bu yolculuk, onların değişimlerine katkıda bulunacaktır.

 

 

İlk yorum yapan siz olun

    Bir Cevap Yazın