İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Futbol Evine Dönüyor mu?

Bazı sözler diğerlerinden daha tanıdık gelir. Bir ses veya koku geçmişten bir şeyler anımsatabilir. Hatta bazen bir şarkı koca bir ayı yeniden yaşatabilir.

Farklı coğrafyalardaki futbol yıldızlarına ve karşılaşmalara kolay ulaşılamadığı dönemlerde futbolseverler için Dünya Kupaları, sabırla ve heyecanla beklenen organizasyonlardı. Bu turnuvalar en çok; kazananı, yeni tanınan starları, golleri, şarkılarıyla hatırlanırdı. “Ulaşılabilir olma” sihri bozsa da ortak belleğe Dünya Kupası şarkıları işlenmeye ve o şarkılar dinlendikçe dört hazirandan biri hatırlanmaya, yeniden yaşanmaya devam ediyor.

Fransa 98’in resmi şarkısı “The Cup of Life” -namıdiğer “La Copa de la Vida”- dinleyici kitlesi futbol seyircisiyle sınırlı kalmamış; radyoların, televizyonların ve listelerin gediklisi olmuştu. 1994’te ABD’de düzenlenen Dünya Kupası’nı hatırlatan ise resmi turnuva şarkısı olan “Gloryland” den ziyade Queen’in “We are the Champions” şarkısıdır. Ricky Martin’in başarısının benzerini yakın geçmişte kazanan 2010’da Güney Afrika’da düzenlenen turnuvanın şarkısı “Waka Waka” oldu. Bu şarkı farklı dillere, farklı kültürlerden danslara, enstrumanlara sahip olmasıyla tam bir kupa şarkısıydı.

Bir de bir takım için özel olarak hazırlanmış marşlar, şarkılar var ki bunların sözlerinden, müziğinden, ritminden o kültüre, “kültürel belleğe” ait izler bulmak mümkün. Bizim için ilk akla gelenlerden biri Tarkan’ın “Bir Oluruz Yolunda” şarkısı ne yazık milli takım için yazılmamıştı; Tarkan’ın Karma albümündeki Taş şarkısının milli takım için düzenlenmiş haliydi. Yine de “Bir Oluruz Yolunda” yı çok sevdik. Bu noktada kendimden de bir ekleme yapayım, zihnimde hep “unutmadık kurduğumuz o düşleri” sözleri ile Hasan Şaş’ın Brezilya’ya attığı muazzam golü eşleştirdiğimi farkettim. 2002’de o golü izlediğimde yaşadığım coşkunluk ile kurduğum şampiyonluk düşlerini hatırlıyorum.

Bir futbol ülkesinin belleğini, psikolojisini yansıtması bakımından en başarılı örneklerden biri 1996 yılına ait; Euro 96’nın ev sahibi olan İngiltere’ye.

Modern futbolun ilk karşılaşmasına ve ilk uluslararası futbol maçına ev sahibi olan İngiltere ve ada futbolunun bu sporun tarihindeki yerini inkar edemeyiz. Diğer yandan bu iki maçta da gol atılamamış olmasının öz eleştirisini “futbolun beşiği’nin” uzun yıllar önce yaptığını tahmin ediyorum.

1966 Dünya Kupası İngiltere’nin bir diğer önemli ev sahipliğine sahne olmuştu. Almanya ile oynanan final maçı çizgiyi geçip geçmediği on yıllardır tartışılan bir pozisyonla ve İngitere’nin ilk ve tek şampiyonluğuyla unutulmazlar arasına girmişti. Bu büyük başarı belki de ulusal takımlarını takip edenlerin gireceği bunalımın sebebi oldu. Ancak geçen zamanda geçmişini aşmakta ülke futbolunun da taraftarı gibi zorlandığını gördük: Avrupa’nın diğer önemli futbol ülkeleri taktiksel anlamda kendini sürekli yenilerken İngiltere’nin gelenekçi tutumu bunun örneklerinden biri.

Futbol Evine Dönüyor

Sanırım İngiltere’nin oyunu için kötü haber.”

Yeterince yaratıcı değiliz, yeterince pozitif futbol oynamıyoruz.”

Kötü sonuçlar almaya devam edeceğiz.”

Şarkı, farklı yorumcuların maçlardan olumsuz yorumlarıyla başlıyor. Bu sırada hareketli bir müzikle birlikte oldukça neşeli sözler giriyor: “evine dönüyor, evine dönüyor, evine dönüyor; futbol, evine dönüyor.” Sözlerde “The Lightning Seeds” solisti Ian Broudie’nin dışında komedyen imzası olduğu daha girişten belli.

“Herkes maçın nasıl biteceğini biliyor gibi, bunu daha önce de görmüşlerdi”

İngiltere dışarı atacak, elinden kaçıracak, ama biliyorum aslında oynayabilirler, çünkü hatırlıyorum…” Bu sözler The Guardian tarafından Ian Broudie’ye sorulduğunda bu cümlelerin şarkının diğer yazarlarının katkısı olduğunu belirtip açıklıyor, “Bu ifadeler, İngiltere’nin mentalitesini çok iyi özetliyor. Yenilgiyi kabul etme, ancak yine de bir anda ortaya çıkan kazanma ümidi. Her Dünya Kupası’nda ülke çıldırıyor. Yenilgi alınca da herkes şok geçiriyor.”

Broudie’nin çocukluğu Beatles grubunun ve İngiliz futbolunun altın çağına denk gelmiş. Böyle bir şarkı yapmak için tam da görmesi gereken dönemlerde yaşamış. Milli takım futbolcuları şarkıyı başta sevmemiş. Ancak Euro 96’da şarkı listelerde 1 numaraya yükselmiş. 98 Dünya Kupası için yeniden düzenlenmiş ve o versiyonu da 1 numaraya yükselmiş.

Yalnızca takım ve taraftar için motive edici marşlardan üstün olarak “Three Lions (Football’s Coming Home)” bir kültürün belleğini, psikolojisini yansıtıyor. İngiliz futbolseverler hala futbolun evine döneceğini düşünüyor. Geçtiğimiz yaz düzenlenen 2018 Dünya Kupası’nda da “Football’s Coming Home” (futbol evine dönüyor) pankartları göze çarpıyordu. Diğer taraftan İngiliz milli takımının o turnuvada taktik konusundaki gelenekçiliğinden uzaklaştığını, hatta bazı ilginç yenilikler getirdiğini gördük. Belki de futbol gerçekten bir gün evine dönecek…

(Not: şarkının çevirisinde bir miktar uyarlama yapmayı tercih ettim.)

İlk yorum yapan siz olun

    Bir Cevap Yazın