İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Geçtiğimiz Yüzyıl Türkiye’sinin Mizah Dergileri

Ülkemizde kötü giden durumu iyileştirme çabalarının başladığı Tanzimat Dönemi’nde ortaya çıkan yazılı basın yoluyla muhalefet etme geleneği, özellikle muhalefetin en sivri dilli hali olan mizah yoluyla kendini gösteriyor. Mizahın geniş kitlelere ulaşma gücü ile günümüze kadar mizah dergileri etkisini sürdürüyor. Mizah dergileri eleştiri oklarının yönünü ülkenin değişen siyasi atmosferine göre belirliyor. İçinde bulunduğumuz yüzyılda pek çok kanalla kendini gösterebilen mizah hakkında özet niteliğinde çıkarımlar yapmak için henüz erken. Bu yüzden gözlerimizi kısarak geçtiğimiz iki yüzyılda etkili olmuş mizah dergilerinin, ülkenin içinde bulunduğu durumdan etkilenerek nasıl ortaya çıktığını özetlemeye çalıştık.

1870-1880

mizah dergileri

Osmanlının kötü giden durumunu iyileştirmek maksadıyla Tanzimat Fermanı’nın ilanıyla başlayan dönemde, halk için yazılı yayınlar üretildi. Kolay anlaşılan mizah içerikli yayınlar ve çoğu okuma yazma bilmeyen halka hitab eden karikatürler de kolayca basında kendine yer buldu. İlk karikatür İstanbul dergisinde basıldı. Teodor Kasap’ın sahibi olduğu Diyojen dergisi ise ilk mizah dergimiz olarak yayın hayatına başladı. İstanbul ve Diyojen aynı zamanda o sansürden payını alan ilk iki yayın olmuştur.

1880-1910

Her ne kadar 1876’da 2. Abdülhamit’in ilan ettiği Kanun-i Esasi’deki “Matbuat kanun dairesinde serbesttir.” ifadesi ile basına özgürlük sağlanmış gibi görünse de aslında bu dönemde medya baskı altındadır. Özellikle Osmanlı-Rus Savaşı bahane edilerek tüm güç 2. Abdülhamit’in elinde toplanmıştır. Jön Türklerden oluşan aydın kesim Avrupa’da ve yabancı dillerde padişahı yeren yayınlar üretip, imzasız bir şekilde yayımlıyorlardı. Bu dönemdeki karikatürlerde “ koca burnuyla” padişah çokça yer alır.

1910-1920

İttihat ve Terakki’nin başa geçmesiyle başlayan 2. Meşrutiyet döneminde görünürde oluşan özgürlük ortamı tüm halkı  kendini ifade etmeye yönlendirmiş, bunun sonucunda yazılı basına büyük bir ilgi oluşmuştur. Eline az bir miktar para geçen herkes bir gazete çıkarmak için başvurur olmuştur. Bu dönem tutunmayı başaran Kalem ve dönemin en etkili karikatüristlerinden Cemil Bey’in çıkardığı Cem dergileri mizah alanında etkin iki yayındı. Özellikle Avrupa’da karikatüre başlamış olan Cemil Bey’in etkisiyle karikatürlerde Fransız mizahının etkisi görülmektedir. Ayrıca Cemil Bey karikatüre çizgi konusunda da pek çok yenilik getirmiştir. Sonraki dönemlerde Cemil Bey çizdiği suya sabuna dokunur karikatürler nedeniyle başı derde girse de o dönem karikatür denince akla ilk gelen isimlerdendi.

1920-1925

mizah dergileri

Milli Mücadelenin hakim olduğu işgal ve savaş yıllarında mizah kendine basında sıklıkla yer bulamamış, daha çok propaganda amaçlı, Türk askerlerinin cesur, güçlü; düşman askerlerinse korkak ve zayıf çizildiği karikatürler üretilmiştir. Bu dönem Sedat Süleyman Simavi’nin sahibi olduğu Güleryüz dergisi aracılığıyla Ankara Hükümetini ve Milli Mücadele’yi destekleyen, Padişah Vahdettin ve Sadrazam Damat Ferit Paşa’yı yeren karikatürler yayımlamıştır. Refik Halit Karay’ın çıkardığı Aydede dergisi ise İstanbul Hükümetini destekler nitelikte yayınlar üretmiş, Milli Mücadele’nin kazanılması sonrası kapanmıştır. Bunun üzerine Refik Halit Karay da Avrupa’ya gitmiştir.

1925-1930

Cumhuriyetin ilk yıllarında batılılaşmaya yönelik hareketler basında etkisini göstermiştir. Pek çok dergi ve gazete ve 1922 yılında yayına başlayan ve 55 yıl boyunca yayın hayatına devam edecek olan Akbaba dergisi Ankara Hükümetini desteklemiştir. Bu sebeple bu dönemde basının muhalif niteliğinden bahsedilemez. 1925-1929 yılları arasında yürürlükte olan Tahrir-i Sükun kanunu ile basın üzerine bazı kısıtlamalar getirilmiştir. 1928 Harf İnkılabı sonrası eski yazıya alışmış olan halkın yeni yazıya uyum sağlayamamasıyla dönemin dergi ve gazetelerinin tirajı düşmüştür.

1930-40

1931 yılında çıkarılar Matbuat Kanunu ile basın neredeyse tamamen kısıtlanmıştır. Ayrıca bu dönem çıkan dergi ve gazeteler, cumhuriyeti ve yeni hükümeti desteklemiştir. Bu nedenle muhalif nitelikteki mizah bu dönem gelişememiştir.

1940-1950

1939’da başlayıp 6 yıl boyu tüm dünyayı etkisi altına alan 2. Dünya Savaşı döneminde Türkiye’de sıkıyönetim ilan edildi ve ülkemizde mizahın en durgun olduğu döneme girildi. 2. Dünya Savaşı’nın sona ermesiyle tüm dünyayı etkileyen demokratikleşme hareketleri ülkemizde de bir muhalefet aracı olarak mizahın yükselmesine neden oldu. 1946’da Sabahattin Ali ve Aziz Nesin’in  de kadrosunda olduğu Markopaşa yayına başladı. Ve bazı yazıları Ali ve Nesin’in tutuklanmasına neden oldu.

1950-1960

Bu on yıl Adnan Menderes’li Demokrat Parti iktidarıyla geçti. 1949’da kapatılıncaya kadar DP karşısında yer alan Akbaba dergisi 1952 yılında tekrar yayına başladığında bu kez DP’yi destekleyip Cumhuriyet Halk Fırkası’nın karşısında yer almıştır. Yıllar içinde ekonominin kötü gitmesiyle DP iktidarının sona yaklaştığı bu dönem 27 Mayıs darbesiyle sona ermiştir.

1960-1970

mizah dergileri

27 Mayıs darbesiyle DP iktidarının sona ermesi üzerine DP’nin devamı niteliğindeki AP seçimle iktidara geldi. Ekonominin iyice kötüleştiği bu yıllarda ayrıca 1968’de Fransa’da başlayıp sonra sırasıyla Avrupa’nın diğer şehirlerini ve Amerika’yı etkileyen öğrenci hareketlerinin etkileri de ülkemizde hissedilmeye başladı. 27 Mayıs sonrası Akbaba o döneme kadar desteklediği Demokrat Parti ve üyelerini eleştiren bir tavır aldı. Akbaba’nın başında bulunan Yusuf Ziya Ortaç diğer dergilerden gelen yazar ve çizerlerle derginin kadrosunu genişleterek bu donemde derginin etkin olmasını sağladı. Ortaç’ın 1967’deki ölümü sonrasındaysa dergi yeniden dar bir kadroyla yayın hayatına devam etti.

1970-1980

12 Mart darbesiyle başlayan on yıl süresince basına yönelik kısıtlayıcı değişiklikler, ülke genelinde hakim olan kargaşa,  artan terör olayları, kutuplaşma ve hoşgörüsüzlük ortamına karşın mizah dergileri canlı ve yenilikçi olmayı başarmışlardı. 40 yıl boyunca değişik partilerin tarafında saf tutarak her döneme özgü farklı bir duruşla yayımlanan Akbaba bu dönem gözden düşmeye başladı. Yerine 1972’de Oğuz Aral ve Tekin Aral’ın çıkarmaya başladığı Gırgır dergisi yükselişe geçmeye başladı. O dönemde köyden kente göç etmiş koca bir nüfusun kentliyle olan iletişimi, hemen her eve girmiş televizyonda yer alan ve herkesin aynı anda haberdar olduğu öğeler, sokaktaki insanın yaşayışı bu yeni derginin konularını oluşturuyor, bu da derginin toplumun geniş bir kesimine ulaşmasını sağlıyordu. Oğuz Aral’ın okurlar arasından devşirdiği yeni çizerlerle karikatür okulu haline gelmiş olan Gırgır, Akbaba’yı da geride bırakacak satış rakamlarına ulaştı.

1980-1990

12 Eylül 1980 tarihiyle başlayan dönemde genel olarak baskının, kısıtlamaların olduğu bir ortam hakimdi. Söz söylemenin zor olduğu bu dönemde yine mizah dergileri kendi üslubuyla konuşabilmeyi başardı. Özellikle Gırgır, ilk günden itibaren cesur davranmıştır. Dönemin sözü geçen çizerlerinden Hasan Kaçan’ın çizdiği Cork tiplemesi, insana benzer görünüşü ve bozuk Türkçesiyle söylenemeyenleri satır aralarında söylüyordu. Gırgır’ın yetiştirdiği genç çizerler, 80’lerin sonlarına doğru kendi kanatlarıyla uçmayı isteyecek, bu da Gırgır devrinin kapanmasına, mizah dergilerinin çeşitlendiği bir döneme girilmesine neden olacaktı.

1990-2000

Bu yıllarda Gırgır’dan ayrılan Gani Müjde, Metin Üstündağ, Şükrü Yavuz, Can Barslan, Suat Gönülay, Kemal Aratan, Mehmet Çağçağ ve Tuncay Akgün tarafından çıkarılan Limon dergisinin devamı olan Leman, Gırgır’da öğrendiklerini ileri taşıyıp, muhalefetinin yapıcı, değiştirici özelliklerini bırakıp, tamamen iktidarı kötü ve çirkin çizen bir anlayış benimsemişlerdi. Derginin çizerleri mizahla hiçbir şeyin düzelmeyeceğine inanıyorlardı. Bu yüzden Gırgır’a kıyasla kısıtlı bir kesime hitap eden marjinal bir muhalefet anlayışıyla yayına devam ediyorlardı. Leman yayın hayatına başladığı 1991 yılından beri varlığını sürdürüyor.


Yararlanılan Kaynaklar:

https://www.google.com/url?sa=t&source=web&rct=j&url=http://docs.neu.edu.tr/library/nadir_eserler_el_yazmalari/TEZLER_YOK_GOV_TR/208317.pdf&ved=2ahUKEwipk_-qo63mAhWNTcAKHWPRBHEQFjANegQIAxAB&usg=AOvVaw2as6XlMUwiX9NjozzAe_6p

https://www.google.com/url?sa=t&source=web&rct=j&url=http://acikerisim.istanbul.edu.tr/bitstream/handle/123456789/30207/46540.pdf%3Fsequence%3D1%26isAllowed%3Dy&ved=2ahUKEwjU8p6qpK3mAhVMTsAKHeGtBCwQFjADegQIBBAB&usg=AOvVaw2FJWydaEegz3D1ccHYkB__

https://www.google.com/url?sa=t&source=web&rct=j&url=https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/558633&ved=2ahUKEwjgxojWpK3mAhWRfMAKHYBsCTcQFjASegQIChAB&usg=AOvVaw2pqM7g_a8E-g4IMt_m5xVa

İlk yorum yapan siz olun

    Bir Cevap Yazın