İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Hüseyin Rahmi Gürpınar (portre)

Roman türünün edebiyatımıza girişi 19.yüzyılın son çeyreğinde oldu. Bu 25 yıllık dönem, yerli roman için acemilik dönemi sayılabilir. “Aşk-ı Memnu” (1899) öncesinde yazılan eserlerde roman tekniğinin tam oturmadığı görülür.

Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın ilk eserleri de bu dönemde ortaya çıkmıştır. Dolayısıyla teknik bakımdan modern roman ile geleneksel edebiyatımız arasında kalmış bu eserlere insafla yaklaşmak gerekiyor. Yine de Gürpınar’ın eserleri eğlenceli, oldukça akıcı, güldürücü olmayı başarmış ve kendine yoğun bir okuyucu kitlesi kazandırmıştır. Yazar, yerli romanı tarihsel gelişimi içerisinde değerlendirmek isteyenlerin, yazıldığı dönemin İstanbul’unu eğlenceli bir dil ve hikayecilik içinde okumak isteyenlerin mutlaka okuması gereken isim.

Gürpınar, 1887’de “Tercüman’ı Hakikat” gazetesinde yazmaya başlamış, ilk eseri “Şık” da bu gazetede yayımlanmıştır. “Alafranga” (Şıpsevdi) isimli romanı sansüre uğrayınca bir müddet yazarlığa ara vermiştir.

Hüseyin Rahmi Gürpınar, “sokağı edebiyata getiren sanatçı” olarak kabul edilir. Mahalledeki insanın hayatını anlatması ve halk dilini, deyimlerini eserlerine taşıması ona bu unvanı getirmiştir.

Onun eserlerindeki kahramanlar, karagöz oyunundan fırlamış gibidir. Bir karakter derinliği söz konusu olmayıp, ana kahramanlar dahi tiplemeler şeklindedir. Bu tipler, hep İstanbulludur.

Hikaye ile oyun arasında gidip gelen bir anlatım kullanmıştır. Dili oldukça yalındır.

Yazar, kendi varlığını eserlerinde hissettirmeyi tercih etmiştir. Bazen kendisinden olayların bir şahidi olarak bahsederken, kimi eserlerinde ise romanı kurguladığını yazmıştır. Ayrıca anlattığı olaylar ve kahramanlar hakkında yargıda bulunmayı tercih etmiştir. (Natüralist bir yazardır.)

Kitaplarında kahramanların başına gelen eğlenceli olaylar silsilesini okuyoruz. Genellikle bu olaylar silsilesi bir curcuna ile sonuçlanıyor .

Bazı Eserleri

Gürpınar’ın ilk romanı olan “Şık”, Ahmet Mithat Efendi tarafından çok beğenilmiş, Tercüman-ı Hakikat gazetesinde tefrika olarak yayımlanmıştır. O dönemde yazılan birçok roman ilk olarak gazetelerde bu şekilde yer almış, sonraki yıllarda kitap olarak basılmıştır. “Şık” yazıldığında, yazar 25 yaşındaydı. Bu romanda batılıları taklit eden, ancak batıdan bihaber olan Şatıroğlu Şöhret Bey’in gülünç hikayesi anlatılıyor.

“Şıpsevdi“, yazarın en önemli eserlerinden biridir. Paris’ten dönen Meftun Bey, alafranga hayatını sürdürmek ister. Bunun için zengin komşularının kızıyla evlenmeye karar verir. Diğer yandan şıpsevdiliği, onu başka bir kargaşanın içine düşürür.

En önemli eserlerinden bir diğeri de “Gulyabani”dir. Esrarengiz olayların yaşandığı bir konakta çalışmaya başlayan bir kadının şahit olduklarını okuduğumuz eser, Ertem Eğilmez “Süt Kardeşler” ismiyle sinemaya uyarlandı.

İlk yorum yapan siz olun

    Bir Cevap Yazın