İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

İki Bayram Arası

30 Ağustos Zafer Bayramı ile Kurban Bayramını bu yıl aynı hafta içinde yaşıyoruz. Çifte bayram, coşku ve heyecanı artırmalıydı, ne yazık ki yıldan yıla azalan tatlar konusunda eski kuşakların haklılığı ispatlandı. On yıl önce milli bayramlar, herkesin sabahtan itibaren hissedeceği etkinliklerle kutlanıyordu. Bu yazıdaki amacımız romantizmden ziyade bayramlarımızla ilgili ilginç bilgiler olduğundan bu kısmı okuyucuların zihnine bırakıyoruz…

Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı
  • Milli Bayramlarımızdan ilk kutlanan, 23 Nisan tarihidir. 1921’den itibaren bu tarih, Ulusal Egemenlik Bayramı olarak kutlanıyordu. 23 Nisan’ın Çocuk Bayramı oluşu, Çocuk Esirgeme Kurumu’nun(Himaye-yü Etfal Cemiyeti) kendi teşkilatlarına yayımladığı genelge ile gerçekleşmiş, 1935’te ise yasal temeli oturtulmuştur.
  • 1981 ve 1982 yıllarında “Ulusal Egemenlik” kelimeleri çıkarılmış; 23 Nisan tarihi Çocuk Bayramı olarak kutlanmıştır. Çocuk Bayramı’nın uluslararası hal alması kararı 1982’de imzalanmıştır. 1983’te bayramın ismi yeniden Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı olark değiştirilmiştir.
  • Meclisin açılmasının Çocuk Bayramı ile ilişkilendirilmesi aslında daha önce, Atatürk’e ait ifadelerde izlenmiştir: “Efendiler! Osmanlı İmparatorluğu, 600 yıl bu milletin kaderine hâkim olmuştur. Bugün Osmanlı İmparatorluğu kısmen dağılmış olmasına rağmen İstanbul’da bir hükümeti mevcuttur. Osmanlı İmparatorluğu’nun yanında, bugün bizim açtığımız meclis çocuk kalır. Onun için, bugünün adına Çocuk Bayramı diyelim. Bu çocuk büyüsün, kendi zaferini kendisi ilan etsin”
Heybeliada Deniz Lisesi öğrencilerinin kule gösterisi
Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı
  • 19 Mayıs ise, 1916’da başlatılan idman bayramının 1927’den sonraki devamıdır. 1935 yılında Beşiktaş, Galatasaray ve Fenerbahçe’li sporcuların katılımıyla Atatürk Spor Günü olarak kutlanmış, bunun sonrasında Milli Spor Günü olarak kutlanmaya başlamıştır.
  • Milli Mücadele’nin başlangıç günü olarak 19 Mayıs’ın kabul edilmesi, Atatürk’ün 1927’de mecliste 6 gün boyunca okuduğu Büyük Nutuk’a dayanmaktadır.
  • Atatürk, 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıktığında 38 yaşında bulunuyordu. İsmet Paşa, Kazım (Özalp) Paşa, Rauf Bey, Refet Bele, Ali Fuat Cebesoy ve Kâzım Karabekir gibi ünlü komutanlar 37-38; Ruşen Eşref, Yakup Kadri, Falih Rıfkı Atay ve Yahya Kemal gibi ünlü edebiyat ve fikir adamları 25-30 yaşlarındaydı
30 Ağustos Zafer Bayramı töreni
Zafer Bayramı
  • 26 Ağustos’u 27’sine bağlayan gece, Büyük Taarruz, Başkomutan Mustafa Kemal’in emriyle Afyon’da başlamış, 30 Ağustos 1922 tarihinde, ordumuzun Yunan ordusu karşısında Dumlupınar’da kesin zaferine dönüşmüştür. Bu nedenle Atatürk’ün katıldığı ilk 30 Ağustos töreni, Dumlupınar’da gerçekleşmiştir.
  • İlk zamanlar Başkumandanlık Zaferi diye anılan gün, 1926’dan itibaren Zafer Bayramı olarak kutlanmıştır.
  • 30 Ağustos Zafer Bayramı ordunun bayramıdır.
  • Atatürk, ”30 Ağustos Muharebesi, Türk Tarihi’nin en mühim bir dönüm noktasını teşkil eder. Millî tarihimiz çok büyük ve çok parlak zaferlerle doludur. Fakat Türk Milleti’nin burada gerçekleştirdiği zafer kadar kesin sonuçlu ve bütün tarihe, yalnız bizim tarihimize değil, cihan tarihine yeni akım vermekte kesin etkili bir meydan muharebesi hatırlamıyorum” yorumunu yapmıştır.
Cumhuriyet Bayramı
  • 29 Ekim tarihin, 1925’te Milli Bayram olarak kanunlaştı.
  • Cumhuriyet’in İlanı’nın 10. ve 50. yıllarında özel etkinlikler yapılmış, 10. Yıl Kutlamaları’nda Atatürk yaptığı 10. Yıl Nutku’nda, Türk Milleti’ne : “Ebediyete akıp giden her on senede, bu büyük millet bayramını daha büyük şereflerle, saadetlerle huzur ve refah içinde kutlamasını gönülden dilerim. Ne Mutlu Türküm Diyene!”demiştir.
  • 1935 yılında, tüm Milli Bayramlar 2739 sayılı yasa ile aynı kapsama alındı ve önceki tüm yasalar iptal edildi.
Ramazan Ayı için hazırlanmış mahya örneği
Ramazan Bayramı ve Kurban Bayramı
  • 2011 yılında 30 Ağustos, Ramazan Bayramı’nın ilk gününe tekabül etmiştir. 31 Ağustos 2011 tarihinde Murat Bardakçı, Şeker Bayramı ifadesi konusunda açıklık getiren bir yazı yazmıştır. Yazısında, şeker ve şükürün eski yazıyla aynı şekilde yazıldığını, yazıda hangisinin geçtiği metnin gelişinden anlaşıldığını ifade etmiştir.
  • Ramazan Bayramı, ismini oruç ayı “Ramazan” dan alır, ramazan kelimesi ise “kuru sıcak” demektir. Bu isimlendirmenin Ramazan’ın ilk yıllarda sıcaklara denk geldiğinden olduğu tahmin edilmektedir.
  • Ramazan Bayramı, ilk olarak hicri 2. yılda kutlanmıştır. İslamiyetin ilk yıllarında insanlar bugünlerin aksine bayram günlerinde çalışmaya devam etmekteydiler.
  • Ramazan ayı, bayramlarının bir geleneği olan mahyacılık, esasında Osmanlı, hatta İstanbul geleneğidir. Bunun sebebi ise iki minareli camilerin çoğunlukla İstanbul’da bulunmasıdır. Mahyacılık, 16. yüzyıldan itibaren devam etmektedir. Eski zamanlarda bir cami için mahya hazırlamak, tüm günü alan bir sanattır.
  • Kurban Bayramı, bilindiği gibi İbrahim Peygamber’in oğlu ile ilgili bir kıssaya dayanmaktadır. Ancak Kur’an’da oğlunun ismi yer almaz.
  • Sanılanın aksine, Ramazan ayı, haram aylar arasında yer almaz. Kurban Bayramı’nın içinde yer aldığı Zilhicce ayı ise, haram aylardan biridir. Kurban, dini terim olarak “Allah’a yaklaşmak” demektir. Yine yaygın kanının aksine “et yeme”ya da kaç kilo etin çıktığı ile ilgili bir isimlendirme değildir. Çeşitli coğrafyalarda ise, Kurban Bayramı için Keçi Bayramı, Koç Bayramı anlamına gelen isimlendirmeler mevcuttur.

2 Yorum

  1. Ahmet Gençer Ahmet Gençer 1 Eylül 2017

    Ahhh ahhh nerde o eski bayramlar klişesiyle birlikte ellerinize sağlık çok faydalı bir yazı olmuş…

  2. İsa Yeşilyurt İsa Yeşilyurt 1 Eylül 2017

    23 Nisan’in Çocuk Bayramı olmasında Çocuk Esirgeme Kurumu’nun, 19 Mayıs tarihinin ise içeriğinin doldurulmasında spor kulüplerinin girişimi önemli. Elini taşın altına koymak denir herhalde buna.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: