İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Kırmızı Oda; Şiddetin Farkında Bir Dizi

Televizyonda Şiddet;

Özellikle son yıllarda, televizyon dizilerde çizilip kahramanlaştırılan kadın ve erkek karakterlerin, toplumun şiddete yönelimini desteklediğini söylemek mümkün. İyi görünen oyuncular tarafından oynanan karakterlerin, çoğunlukla sert, soğuk, şiddete meyilli, kadına saygısız, kadına karşı sahiplenici bir tutum içinde erkekler ve aciz, mağdur, yardıma muhtaç kadınlardan oluştuğu görülebilir. İdeal ilişki olarak resmedilen bu tablodan özellikle gençlerin etkilendiği, kendilerine ilişkide buna benzer roller biçtiğine, zaman zaman tanık oluyoruz. İlk anda kadın ve erkeklere cazip gelen bu roller, aslında ilerleyen yıllarda erkeğin sahiplenme duygusu dolayısıyla, şiddeti bir hak olarak görmesine sebep olabiliyor, ve bu “peri masalı(!)” üzücü hikayelere dönüşebiliyor. Elbette yıllardır yoğun bir şekilde karşımıza çıkan aile içi şiddet probleminin tek sorumlusunun, ancak 20 yıllık geçmişe sahip televizyon dizileri olduğunu söylemek zor. Ancak televizyonun kısmen şiddeti meşrulaştıran nitelikte olduğu söylenebilir. Bu tablo içinde pek çok yönden televizyon izleyicisinin alışkanlıklarının dışında üretilmiş bir iş çıkıyor karşımıza…

Yeni Televizyon Dizisi: Kırmızı Oda;

Dr. Gülseren Budayıcıoğlu’nun psikiyatri kliniğinde tanık olduklarından yola çıkılarak, Banu Kiremitçi Bozkurt tarafından senaryolaştırılan Kırmızı Oda, ilk bölümüyle 4 Eylül Cuma günü TV8’de ekrana geldi.Televizyona henüz küsmemiş olan seyircinin hemen ilgisini çekebilecek olan yapım pek çok özelliği bakımından, izleyicinin alışkanlıklarından uzak olduğu söylenebilir. Bu sebeple dizinin benimsenip benimsenmeyeceğini şimdiden söylemek zor. Ancak şiddetin tanımından bihaber olan televizyon yapılarının aksine Kırmızı Oda aile içi şiddetin açık seçik bir resmini çiziyor. Ayrıca şiddetin varlığını göstermekle kalmayıp Binnur Kaya tarafından canlandırılan psikiyatrist karakter ile şiddete karşı bir çözüm arayışında…

Alışılmıştan Uzak Bir Dizi;

Dizi yapısı bakımından Türkiye televizyonlarında yalnız bir yerde… Çoğunlukla tek mekanda (terapi odasında) geçiyor, ve geçmişe dönüş sahneleri dışında karakterlerin konuşmaları üzerinden ilerliyor. terapi seanslarının gerektirdiği gibi, Binnur Kaya’nın karakteri daha çok konuşan değil, dinleyen konumunda… Bunun için de Kaya’nın bakışlarına çok iş düşüyor. Bu noktada dizi, Binnur Kaya’nın da yapabileceklerinin yeni bir ispatı niteliğinde… Ayrıca oyunculuklardan söz açılmışken, ilk bölüm oyuncularından Evrim Alasya ve Salih Bademci’nin performanslarının ilgi çekici olduğunu söylemek gerek.

Dizinin ilk bölümündeki olay yoğunluğunun, yaklaşık 3 saat olan dizi süresiyle kıyasladığımızda oldukça fazla olduğunu görüyoruz. Bu yoğun tempodan dolayı, sonraki bölümlerde dizinin kalitesinde bir düşüş olma tehlikesi de mevcut. Az önce saydığımız, alışılmışın dışında özellikleriyle seyirci tarafından hemen kabul edilir mi, söylemek zor… Ancak Kırmızı Oda, üstlendiği görev ve gösterilen özenle takdiri hak ediyor…

Yenilik arayışında olan bir başka dizinin incelemesi için;

Bir yorum

  1. Tuba Tuba 5 Eylül 2020

    Kesinlikle katılıyorum…Tespitleriniz çok doğru…

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: