İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Ekranların Değişen Yüzleri

Televizyon Çocuğu denince çoğunlukla akla 1996 yılına ait Okan Bayülgen’in televizyonculuk hayatında yükselişe geçmesine neden olan program gelecektir. Bu programda Bayülgen, sivri dilli, uçarı, sık sık seyirci ile de atışan bir tarz benimsemiştir. Levent Kırca, Olacak O Kadar’da Bayülgen’i ve onun üzerinden genç komedyenleri çok sert bir şekilde eleştirmiş, halkın yanında-içinde olma konusunu vurgulamıştır.

 

Ancak Televizyon Çocuğu deyince asıl anılması gereken komedyenimiz Okan Bayülgen’den çok daha kıdemli bir isim: Müjdat Gezen. 1975 yılında çekilen bu ilginç filmde, televizyonun büyüsüne kapılan Hüsnü karakterini izliyoruz. Müjdat Gezen, film boyunca birçok ekran yüzünün yerini almıştır. Senaryosu Aram Gülyüz ve Müjdat Gezen tarafından kaleme alınan filmde Gezen’i Hitler olarak da görüyoruz, düşman(!) kıyılarına çıkarma yaparken de, güreş tutarken de.

 

 

1963 yapımı The Fugitive(Kaçak) dizisi, ülkemizde zamanında de çok popüler olmuş televizyon olayıdır. Dr Richard Kimble, üzerine kalan cinayeti işlemediğini ispat etmeye çalışan bir kaçaktır. Müjdat Gezen’i, filmde Dr. Kimble olarak da görüyoruz. Hatta diyebiliriz ki filmin en eğlenceli anlarından biri Dr. Kimble’ın soğukkanlılıkla ameliyata girişme sahnesidir.

 

 

The Fugitive dizisi, beyazperdeye uyarlandığında başrolde Harrison Ford’u izliyoruz. 1993 yılında yapılan filmde ona eşlik eden bir diğer büyük isim ise Tommy Lee Jones’tur. Bu film, elbette ki Ford’un ön planda olan işlerinden biri değildir, öte yandan finansal ve eleştirel anlamda oldukça başarılı görülmektedir. Dr. Kimble, iyi bir evliliği olan başarılı bir doktordur. İşlerin kötüye gideceğini bağıran kısa süreli iyilik vardır hatta. Bu yetmezmiş gibi Dr.Kimble’ın sakalı vardır. Aksiyon-macera filmlerini az çok izleyenler bilirler ki alışılmadık bir sakal, ilerleyen sahnelerde kılık değiştirme amacıyla kesilecektir; bir de filmin ismi “Kaçak” olunca…

 

Kılık değiştirmek için, kaybolmak için sakallarından kurtulma başarılı olur mu? Bu yönetmene veya ticari kaygıya, hikayenin gelişimine göre değişecektir elbet. Konu kaybolmak değil de varolma olunca durum nasıl oluyor peki?

 

Radyoculuktan televizyonculuğa geçen Okan Bayülgen’in gözükaralığı, sivri-acımasız dili zamanla körelmiş, Zaga’yı röportajların, sohbetlerin ön planda olduğu daha ciddi işler izlemiştir. Son yıllarda Kafa’larla Makina’larla şov programlarında dahi daha sakin, daha entellektüel ambalajlı bir tarz seçmiştir. Kaan Okan Bayülgen’in bu evrilmesinde fiziki anlamda da bir değişim gözlemlenmiştir. Artık saçları uzun, dalgalıdır ve elbette sakallıdır.

 

Müjdat Gezen’in de de kariyerinin ilerleyen yıllarında sakal bıraktığını görüyoruz. Tiyatroya çok genç yaşlarda başlayan, şiir de yazan Müjdat Gezen, ülkemizde mizahçıların ciddiye alınmamasının kurbanı olduğunu mu düşünmüştür. Peki Okan Bayülgen bu imajı, gizliden bir var olma çabası mıdır, ciddiye alınma isteği?

İlk yorum yapan siz olun

    Bir Cevap Yazın