İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Netflix Yapımı “Living with Yourself (2019)” İncelemesi

“Living with Yourself”, Timothy Greenberg’in yazdığı ve yapımcılığını üstlendiği Amerikan komedi-dram türlerindeki dizi. Baş rollerde Paul Rudd, diğer bir Paul Rudd ve Aisling Bea yer alıyor. 8 bölümlük ilk sezonu ile oldukça beğenilmiş gözüküyor.

Greenberg’in henüz kısa olan kariyerindeki en önemli işi bu dizi. Yönetmenler Jonathan Dayton ve Valerie Faris ise tersine oldukça parlak yapımlara birlikte imza atmış tecrübeli isimler. İkilinin en önemli filmleri: “Küçük Gün Işığım (2006)”, “Hayalimdeki Aşk (2012)” ve “Ezeli Rekabet (2017)”.

Konusu: Hem işinde, hem de karısıyla ilişkisinde sorunlar yaşayan Miles, bir arkadaşının tavsiyesi ile “daha iyi biri olmak için” pahalı bir terapiye gider. Fakat hiç beklemediği bir şekilde kendisinin daha iyi bir versiyonunu karşısında bulur.

Greenberg, hikayenin çıkış fikri ile ilgili, “Kendimin farklı bir versiyonundan kaçmak zorunda kalmakla ilgili kabuslar görürdüm.” diyor.

İnceleme

Belli ki “elimizde Paul Rudd var, bol bol kullanalım” denilmiş. Afişinde de görüldüğü gibi ünlü oyuncu, Miles ve klonu olarak iki rolde oynuyor. 5. bölüme kadar neredeyse Rudd’un olmadığı sahne yok. O da her zamanki gibi işinin ve isminin hakkını veriyor.

Dizide belirgin olarak varoluşsal kaygılar anlatılıyor, ancak bu oldukça ilginç bir şekilde yapılıyor. Her ne kadar Miles bu kaygıları taşısa da özellikle öne çıkan bölümlerden biri olan 2.bölümde klon Miles’in yüzleşmesi gereken çok daha büyük sorunları izliyoruz. Bu yönüyle defalarca işlenmiş klon hikayeleri arasında bu dizi kendine rahatlıkla vasat üstünde bir yer edinebiliyor.

Miles ve klonunun karşı karşıya olduğu ilk sahnelerde ikisi arasında ayrım kıyafet, duruş gibi fiziksel farklılıklarla anlaşılıyor. İlerleyen bölümlerde ise farkı daha çok mimiklerde, ses tonunda hissediyoruz. Dolayısıyla buradan “daha iyi” olmanın yollarından birinin “bakış açısını değiştirmek” olduğu mesajını çıkarabiliriz.

Dizi, bölümlerin farklı karakterlerin gözünden anlatılarak geriye dönük boşlukları doldurması ve hikayenin düşünmediğimiz taraflarını da anlatması ile ilgimizi diri tutabiliyor. Anlatımı güçlendiren komedi ögeleri ve sürprizler de hiç eksik kalmıyor.

“Living with Yourself”, bu iyi taraflarına rağmen  birkaç yıl sonra hafızalarda pek kalmayabilir.

  • Her şey çok hızlı bir şekilde olup bitiyor. Sorunlar oldukça hızlı bir şekilde çözüme kavuşturuluyor. Karakterler kolayca ikna veya razı oluyor.
  • Dizi saf komedi olsaydı yardımcı karakter eksikliği önemli olmayabilirdi. Yardımcı karakter diyebileceğimiz kız kardeş Maia ve iş arkadaşı Dan, ihtiyaç halinde gözüküp sonra kayboluyorlar.
  • İntro: Belki de hiç olmamalıydı.

Varoluşçuluk akımını işleyen diğer bir komedi dizisini sitemizde önermiştik:

The Good Place (dizi)

İlk yorum yapan siz olun

    Bir Cevap Yazın