İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Zavallı Filminden Ne Beklemeliyiz?

Oiktos (Zavallı/Pity)

Zavallı, “Greek Weird Wave” olarak da isimlendirilen, Yunan Yeni Dalga sinemasının temsilcilerinden Babis Makridis’in 2018 yapımı filmi… Yunan Yeni Dalgası’nın son yıllarda oldukça beğenildiğini, alışılmış sinema anlayışının dışına çıkarak pek çok sinemaseveri şaşırtıp kendini sevdirdiğini söyleyebiliriz. Ancak izleyenlerin filmlerden beklentisine bağlı olarak bir kesim seyircinin bu tür filmlerde aradığını bulamadığını da söylemek mümkün… Bu yazıda Zavallı filminin özelinde, Yunan Yeni Dalga sinemasına hangi beklentilerle yaklaşmak durumunda hayal kırıklığı yaşanabileceğini açıklamaya çalıştık… Bunu yaparken kişisel film zevklerimizden yola çıktığımızı hatırlatalım…

Filmlerde; incelikle işlenmiş detaylarıyla bizi gerçekliği konusunda ikna eden taraflardan hoşlanıyoruz. Eseri üretenler bunu yaparken, hikayesini gerçeğe yaklaştıracak detayları ararlar, geçmişte üretilmiş diğer eserlere bakarlar. Ama en önemlisi; sanatçılar bakışlarını gerçek yaşama çevirir; insanları ve doğayı izler, daha önce söylenmemiş, keşfedilmemiş tarafları ararlar. Doğal olarak üreten kişi, bir şey bilmediğini kabul ederek başlar. Kibirden mümkün olduğunca arınmıştır. Sanatçı, hikaye anlatıcısından çok bir hikaye dinleyicisi konumuna dönüşür. 

Zavallı özelinde, Yunan yeni dalga sinemasının etkisinde üretilen filmlere baktığımızda, bu filmlerin seyirciyi, gerçekçilik konusunda ikna etmek gibi bir derdinin olmadığını görüyoruz. Aksine her şeyi, gerçek olamayacak kadar tuhaflaştırmak üzerine kurulu bir sinema anlayışı olduğunu söylemek mümkün… Yaşama dair merak ettiğimiz herhangi bir konunun yansımasını en fazla bir metafor olarak görebiliyoruz… İzlerken filmle aramızda benzerlik veya yakınlık kurabileceğimiz herhangi bir detayla karşılaşmıyoruz… Filme ikna olup, hislerimizle katılmak yerine; bize söylenenlerin, filmin kurduğu evren içinde gerçek olduğunu varsayıyoruz. Filme yalnızca aklımızla dahil olabiliyoruz…

Zavallı filminden bahsedecek olursak; ana karakter olan avukat, karısının komada kaldığı süre boyunca hissettiği hüzne, ve bununla birlikte çevresindeki insanların acımasına alışır… Film boyunca melankoli isteğine tanık oluruz. Filmde avukat karakterinin bu anormal davranışının, bir gerekçeye dayandırılması için uğraşılmaz… Tuhaflığın olduğu gibi kabul edilmesi beklenir. Hatta bu anormal davranış, gerçek olamayacak kadar abartılır, en uç noktasına kadar götürülerek izleyicinin şaşırması istenir. Avukatın tüm yan karakterlerle ilişkisi, avukatın bu ruh halini tekrar tekrar hatırlatmaya yarar. film boyunca karakterin ruh halinde ve motivasyonunda bir değişiklik olmaz. Aynı davranış, film boyunca şiddetlenerek tekrarlanır. Bu yüzden izlerken, filmin 20. dakikasına geldiğimizde, artık karakteri tanıyıp o noktadan sonra neler yapacağına dair tahminler üretmeye başlıyoruz. Ne yazık ki bu tahminimizde yanılmıyoruz ve film bizi şaşırtmadan önce sona eriyor.

Yunan yeni dalga sinemasının oldukça sevildiği bir gerçek. Ancak seyircinin sinemadan beklentilerine bağlı olarak bu tür sinemanın bazı izleyicilere hitap etmeyeceğini söyleyebiliriz. Özellikle film; fantastik türde dahi olsa, hikayenin, karakterlerin, temellerini gerçeklerden almasından etkilenen; bunun için yapılmış olan araştırmayı ve verilen emeği görmek isteyen seyirciler tarafından bu tür sinemanın pek tatmin edici olmayacağı açık…

İlk yorum yapan siz olun

    Bir Cevap Yazın